TOLGA İNAN
yakında...
hani sevdiğimiz kentlerde, kasabalarda
uzun yalnız yürüyüşler
bizi bir yere çıkartır.
bir yamaç, bir bahçe, bir koy belki.
kimsenin bilmediği, ama bize dair.
işte o yer sensin artık...
18 haziran '13
bir yelkenli bulup,
açılmak istiyorum sana.
önümde ışık,
arkamda unutmak olsun...
mart '12
insanı sevmek,
madenciliktir biraz.
bir küçücük elmas peşinde,
üstün başın çamur
ellerin kan içinde...
şubat '11
med cezir
birdenbire kesilir
ardı arkası gönülden ikramların...
çekilir sular,
çekiliriz insanlardan...
nasıl geldiğimizi bilmedikleri gibi
nasıl gittiğimizi de bilmezler...
28 şubat 2010, Payas
kafes değil bizi perişan eden,
kanatlarımız...
ekim '09
saatler değil...
günler değil...
yıllar değil!
hesapsız aşklar
ve
şarkılarıdır
teğelleyen bizi zamana...
eylül '09
kökleri acı verir ancak
kuytularda
ışığı arayan ağaçlara
uzaklarda
aşkı arayan adamlara
ağustos '09
keçeli bir kalemim var
sevmem pek
kalınlaştı ucu kullandıkça...
ben çizdikçe
insanların üstünü
o çizdi
yalnızlığımın altını...
haziran '09
uzak bir deniz olsa
bir liman...
balıkçı tekneleri
eskimiş, hikayesi olan...
nisan '09
kara atlılar saldık geceye
döndüler
terkilerinde peri kızları
utançtan bakamam yüzlerine
yokluktan satılmış
ipek saçları
aralık '08
güzle gelen
artık ne farkeder!
ha yürekte şarap,
ha kadehte kan...
içim esridi artık
bende tutsak kalanlardan...
eylül '08
öğreneceksin
kurtlar gibi yaşamayı!
ışıkta münzevi
şefkatten münezzeh
ciğerindeki ateş
gözlerinde parlayacak.
ekim '99
ne zaman gelsem
uçurumun kenarına,
çocuklar tuttu ellerimden
hep çocuklar...
ekim '02
Ana Sayfa
Kaydol:
Yorumlar (Atom)